Üçüncü Ders
Bu hafta grup ayarlamaları çok uzun sürdüğü için fazla aktivite yapma zamanımız olmadı. Uzun bir zamanımızı grupları ayırmak için harcadık. Buna rağmen uygun ve adaletli grupları oluşturamadığımızı düşünüyorum. Bazı arkadaşların da böyle düşündüğünü yüz ifadelerinden ve olumsuz konuşmalarından anlamak hiçte zor olmadı. Kimya öğretmenliği bölümü olarak kalabalık olmamız ve arkadaşların grup dağılımında aşırı seçici olmaları bence bu karmaşıklığın temel nedeniydi. Neyse uzadı biraz, ben aktivitelere geçeyim…
Oynadığımız zincir oyununun verdiği yüksek hazdan ve bünyesinde barındırdığı değişik eğitsel faktörlerden dolayı hayli iyi olduğunu düşünüyorum. Zincir büyüdüğünde zincire dahil olan herkesin, birbirinden aldığı gazla ve oyunun heyecanıyla koşmaları aklımda kalan en net resim. Belki de kendimin eğlenmesinden çok, başkalarının eğlenmesini, mutlu olmasını izlemek veya sağlamak bana daha çok mutluluk verdiğinden dolayı bu kare aklımda net olarak kalmıştır. Bu oyundan aklımda kalan birde şunlar var: ebe ilk başta bir kişi idi ve şu gerçek ki genelde ebe olan oyun içinde kötü kişidir. Ebe olmayan kişi sayısı ise hayli fazlaydı. Ebenin bu kadar küçük olmasına rağmen insanların kaçışması ve zamanla yakalanarak ebenin tarafına geçip o zinciri büyültmesini hayatımızda ki bazı olaylara benzettim. Örneğin; kötü bir grubun bir toplumda hızla büyümesi veya kötü bir haberin herkese hızlı bir şekilde yayılmasına benziyor. Bu iki durumda da yayılma hızına en büyük etkisi olan faktörlere değinmek gerekirse bunların; insanların tedirgin olmaları, korkmaları, kendilerini çaresiz ve savunmasız hissetmeleri gibi negatif düşünceleri olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu oyunda da, bu duyguların ebe zincirinin büyümesindeki etkisini gördüm. Sizinde hatırlayacağınız gibi herkes bir oyana bir bu yana koşuşturup dururken birde bakıyorlar kendileri de ebe…